Yapay Zekâ Mahkemede Tanık Koltuğuna mı Oturuyor? ChatGPT’ye Yazdıklarınız Delil Olabilir
Onur Balcı - Yapay zekâya yazılanlar artık yalnızca kullanıcı ile chatbot arasında kalmayabilir. ABD’de mahkemeler, sanıkların yapay zekâ ile yaptığı yazışmaları incelemeye başladı. Bazı davalarda bu kayıtların mahkemeye sunulmasının önü açılırken, hukuk dünyasında “ChatGPT’ye yazdıklarınız bir gün karşınıza delil olarak çıkabilir mi?” sorusu tartışılıyor.
Yapay zekâ hayatın her alanına girerken, milyonlarca kişinin ChatGPT, Claude ve benzeri sistemlerle yaptığı konuşmaların hukuki boyutu da gündeme geliyor. ABD’de son dönemde verilen mahkeme kararları, yapay zekâ sohbetlerinin gelecekte soruşturma ve davalarda önemli bir dijital veri kaynağı olabileceğini gösteriyor.
Sanığın yapay zekâ yazışmaları FBI'ın elinden çıktı
Bunun dikkat çekici örneklerinden biri United States v. Heppner davası oldu.
Menkul kıymet ve elektronik dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıya bulunan Bradley Heppner, hakkında yürütülen soruşturma sırasında Anthropic'in Claude adlı yapay zekâ sistemiyle çeşitli çalışmalar yaptı. Heppner, savunma stratejileri ve hukuki konularla ilgili belgeler hazırlamak için Claude'u kullandı.
FBI'ın evinde gerçekleştirdiği aramada elektronik cihazlarına el konulması üzerine, yapay zekâ ile yaptığı yazışmalar ve oluşturduğu belgeler de ortaya çıktı. Heppner'ın avukatları bu belgelerin avukat-müvekkil gizliliği ve hukuki çalışma ürünü kapsamında korunması gerektiğini savundu.
Ancak New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nden Yargıç Jed Rakoff bu görüşü kabul etmedi.
Mahkeme, kamuya açık bir yapay zekâ platformuyla yapılan yazışmaların avukat-müvekkil gizliliği kapsamında korunamayacağına hükmetti. Gerekçelerden biri de yapay zekânın bir avukat olmadığı ve kamuya açık bir üçüncü taraf platformu olarak değerlendirilmesiydi.
“ChatGPT’ye sordum” artık önemsiz bir ayrıntı olmayabilir
Bu gelişme, yapay zekâya sorulan her sorunun otomatik olarak suç delili olduğu anlamına gelmiyor.
Ancak bir kişinin yapay zekâya yazdığı sorular; telefon kayıtları, konum bilgileri, kamera görüntüleri veya başka dijital delillerle birlikte değerlendirildiğinde soruşturmanın bir parçası haline gelebilir.
Örneğin tek başına “Bir yangından sonra telefon kayıtları nasıl incelenir?” şeklindeki bir soru herhangi bir suçun işlendiğini göstermez.
Ancak aynı kişinin belirli bir olayla bağlantılı olduğu başka delillerle ortaya konulursa, yapay zekâ sohbeti kişinin niyetini, olay hakkındaki bilgisini veya olay sonrasındaki davranışlarını değerlendirmek için kullanılabilecek dijital materyallerden biri haline gelebilir.
Palisades yangını soruşturmasında ChatGPT konuşmaları gündeme geldi
ABD'deki bir başka dikkat çekici olay ise California'daki Palisades yangını soruşturması oldu.
Federal savcılar, 2025 yılında meydana gelen ve 12 kişinin hayatını kaybettiği, binlerce evin zarar gördüğü yangını çıkarmakla suçlanan Jonathan Rinderknecht'in ChatGPT konuşmalarını da delil dosyasında gündeme getirdi.
Savcılığın sunduğu deliller arasında Rinderknecht'in yangının başlamasından kısa süre sonra ChatGPT'ye yangından sorumlu tutulup tutulamayacağını sorduğu konuşmalar da yer aldı. Savcılar ayrıca bu yazışmaları sanığın diğer dijital verileri ve olayla bağlantılı olduğu ileri sürülen hareketleriyle birlikte değerlendirdi.
Burada önemli nokta şu:
Mahkeme açısından yapay zekâya sorulan soru, tek başına “suçun kanıtı” anlamına gelmiyor. Ancak başka delillerle birleştiğinde soruşturma açısından anlam taşıyabiliyor.
Üstelik mahkemeler aynı konuda farklı kararlar verebiliyor
Yapay zekâ sohbetlerinin hukuki statüsü henüz tamamen netleşmiş değil.
Örneğin ABD'de Heppner kararının aksine, Michigan'daki Warner v. Gilbarco davasında kendi kendisini temsil eden bir davacının ChatGPT ile yaptığı bazı görüşmelerinin hukuki çalışma ürünü kapsamında korunabileceğine ilişkin farklı bir yaklaşım ortaya çıktı.
Colorado'daki Morgan v. V2X davası da bu tartışmaya eklenen yeni örneklerden biri oldu. Hukuk dünyasında bu nedenle “Yapay zekâ ile yapılan her konuşma delildir” şeklinde genel bir kural bulunmuyor. Konuşmanın kim tarafından, hangi amaçla, hangi platformda ve hangi koşullarda yapıldığı önem taşıyor.
Türkiye'de durum ne?
ABD'deki kararlar Türkiye'deki mahkemeler açısından doğrudan emsal karar niteliğinde değil. Türkiye'de elektronik verilerin delil olarak değerlendirilmesinde elde edilme yöntemi, güvenilirliği, bütünlüğü ve diğer delillerle ilişkisi gibi unsurlar önem taşıyor.
Ancak yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye'de de yeni bir soru kaçınılmaz görünüyor:
Bir kişinin ChatGPT geçmişi, Gemini konuşmaları veya başka bir yapay zekâ platformundaki yazışmaları bir soruşturmanın konusu olduğunda mahkeme bunu nasıl değerlendirecek?
Dünyadaki son davalar, bu sorunun artık teorik olmaktan çıktığını gösteriyor.
“Yapay zekâya yazdıklarınız tamamen özel mi?”
En önemli uyarı ise burada.
Kullanıcıların yapay zekâ sistemlerine yazdıkları bilgilerin tamamen sır olarak kalacağını varsaymaması gerekiyor. Özellikle devam eden bir dava, soruşturma, ticari sır veya başka hassas bilgiler söz konusu olduğunda kullanılan platformun veri politikalarının bilinmesi önem taşıyor.
Heppner kararında mahkeme de kamuya açık AI platformunun veri politikalarını gizlilik değerlendirmesinde dikkate aldı.
Yani teknoloji çağında yeni bir dijital gerçeklik ortaya çıkıyor:
Dün Google'a yazdığınız aramalar, bugün ChatGPT'ye yazdığınız sorular… Bir gün bir soruşturmanın dijital kayıtları arasında yer alabilir.
Ve belki de geleceğin hukuk tartışması şu cümlede düğümlenecek:
“Yapay zekâya bunu neden sordun?”