Onur Balcı
|
6 Haziran 2022 Pazartesi
|
Mersin Ceride Haber
Akdeniz Haberleri
|
118 Okunma

Akdeniz Belediyesi bağımlılıkla mücadele konulu panel düzenledi


Akdeniz Belediyesi, madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında, madde kullanımının önlenmesi, aileler ile yetkili kurum ve kuruluşlar arasında etkili koordinasyon sağlanabilmesi amacıyla, “Bağımlılıkla Mücadelede El Ele” adıyla bir panel düzenledi.

Toros Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Dr. Emine Merve Kalınlı’nın yönetimindeki panele; Psikiyatrist/Psikoterapist Prof. Dr. Şükrü Uğuz, Polis Memuru NarkoRehber ve Narkolog Fikret Özlü; Yeşilay Danışmanlık Merkezi Sosyal Hizmet Uzmanı Yıldız Koyun; ÇEMATEM’den Uzman Psikolog Hatice Çetinkaya ve AMATEM’den Psikolog Gökhan Öz panelist olarak katıldı. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nce düzenlenen panelde ayrıca, Akdeniz Kaymakamı Muhittin Pamuk, Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Mazmanoğlu, bürokratlar, başkan yardımcıları, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenleri, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de yer aldı.

Gültak, Akdeniz’de barışı ve kardeşliği sağladık, ayrımcılığı ortadan kaldırdık

Panelin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Belediye Başkanı M. Mustafa Gültak, bundan sadece birkaç yıl önce ‘Akdeniz’ denince insanların aklına terör ve uyuşturucunun geldiğini belirterek; “Çünkü terörü finanse etmenin bir yolu da uyuşturucu madde ve insanları uyuşturucuya bağımlı kılmak. Bölgemizde bu konuda ciddi sorunlar vardı. Bizler de aileler ve gençlerle temasa geçtik. Bunda da bayağı bir yol kat ettik. Çünkü insanların bir işi, yiyecek ekmeği varsa, hayata bakışı
değiştiğinde olaylardan uzaklaşıyor. Akdeniz’de; barışı, kardeşliği sağladık ve ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Özellikle kadınlar ve gençlerimizin meslek ve iş sahibi olmalarını sağladık. İki kadın kooperatifi kurduk, aktif şekilde üretiyor ve satıyorlar. Gençlerimizin iyi bir lise ve üniversite kazanmaları için eğitime büyük
yatırımlar yaptık. Şu an Türkiye’nin en büyük eğitim portallarından birini belediye olarak biz kurduk” diye konuştu.

Dopamin, hikâyenin başlangıcı

Madde bağımlılığı ile aşk arasındaki benzerliklere de dikkat çeken ve “Hikâyenin başlangıcı dopamindir” (beyne sinyaller ileten kimyasal bir madde) diyen Prof. Dr. Şükrü Uğuz, “Aklınızı başınızdan alır, burnunuzdan getirir. Kapısına gider, yine ağlarsınız. Eğer aşkta bağımlı olduysanız, aynı şeyleri, madde kullananların bağımlılığının nasıl olduğunu da anlarsınız. Aşk, dopamin ve düşman oksitosin. Oksitosin; dostluk, şefkat… Tabi ‘âşık olmayın’ demiyorum ama kontrolden
çıktıysa aşk; artık hastalığa, bağımlılığa dönmeye başlıyor. Yanmak, vurulmak, düşmek… Gerçekten böyle yapıyor, düşürüyor, insana bağımlılık! Yapacağımız şey, çocuklarımızı aşırı dopamin ile buluşturmamaktır. Dopamin eşittir haz, eşittir zarar! Beyin için toksit bir madde ama beyinde bir miktar da bulunmak zorunda. Çünkü dopamin, insanın üremesi için de gerekli bir kimyasal, tabi ki kararında” ifadelerini kullandı.

Kötü duyguya sabredemezseniz, yerine koyduğunuz şeyin bağımlısı olursunuz

Cep telefonu ve oyun bağımlılığının da dopamin etkisi yarattığına dikkat çeken Prof. Dr. Uğuz, sunumunu şöyle sürdürdü; “Cep telefonu veya bilgisayarda oyun oynamak o kadar kötü değil. Fakat elinizdeki telefon, oyun oynadığınız sırada size ‘aferin’ verdi diye beyindeki dopamin artarsa sonu nereye gidecek? Haz, minik bir haz! Hiç unutmayın, eğer kötü duyguya sabretmeyi öğrenemediyseniz, bu acıyı dindirmek için yerine koyduğunuz her şeye bağımlı olacaksınız.
Bağımlılık zannedildiği gibi esrar, eroin, sigara, alkol ile başlamıyor. İki buçuk, 3 yaşındaki çocuk, cep telefonunun sayfasını çeviremediğinde parmağı bozuldu
zannediyor. Çünkü marifet parmakta zannediyor; ‘Parmağım bozuldu, tamire götürün’ diyor. Sonra o dopaminle beyin hasarlandığında standart bir mutluluk artık haz vermeyecek. O zaman neyi bekleyecek? Ansızın ve beklenmedik zamanda gelen yüksek dopamin isteyecek. Bu ne? Sağlıklı yerlerde yok? En iyisi, en masumu hamburger, öyle düşünün, dopamin… Ve bu dopaminin doyurulması neredeyse mümkün değil.”