Mersin Haber | Mersin Makale
Tarsus’ta Sessizce Yapılan Bir İsimlendirme ve Vicdanları Sızlatan Bir Tercih

Tarsus’ta Sessizce Yapılan Bir İsimlendirme ve Vicdanları Sızlatan Bir Tercih

Okunma Sayısı: 63 | ONUR BALCI | Mersin Ceride Haber

Tarsus’ta Sessizce Yapılan Bir İsimlendirme ve Vicdanları Sızlatan Bir Tercih

Tarsus’ta bir okuma salonu açılıyor. Kamuoyuna duyurulmadan, tartışılmadan, sessiz sedasız…
Ve bu okuma salonuna Sırrı Süreyya Önder adı veriliyor.

Asıl mesele bir isim değil; asıl mesele zihniyet.

Yıllar boyunca Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk Devletine karşı düşmanca söylemleriyle bilinen, devletin birliğine ve dirliğine mesafeli duruşu defalarca kamuoyuna yansımış bir birinin, Apo benim babamdır şeklinde ifadeleriyle gündeme gelmiş bir ismin, Tarsus gibi milli hassasiyetleri güçlü bir şehirde bir okuma salonuna isminin verilmesi gerçekten düşündürücü değil mi? Ayrıca ben Türk'üm diyerek yalan söyleyen, ne Türklük ile ne Kürtlük ile alakası olmayan bir şahsın şehrimizde adının bir kamu kurumuna verilmesi ne kadar acı.

Bu şehirde yaşayanlar bunu hak ediyor mu?

Eğer bir Kürt vatandaşın adı verilecekse —ki buna kimsenin itirazı olamaz— neden Yaşar Kemal değil?
İnce Memed’i yazmış, Çukurova’yı dünyaya anlatmış, edebiyatıyla bu toprakları ölümsüzleştirmiş bir yazar…
Hem Kürt, hem Çukurovalı, hem yazar.
Üstelik bir okuma salonu için bundan daha anlamlı bir isim olabilir mi?

Ama hayır.
Tercih yine siyasetten yana yapılmış.

Bu karar, kültürle, edebiyatla, okumayla değil; oy hesabıyla alınmış bir karardır.
Ve ne yazık ki bu, kültürün siyasete alet edilmesinin en soğuk örneklerinden biridir.

Daha da vahimi şu:
Bu isimlendirme kamuoyunda tartışılsın istenmedi.
Sessizce yapıldı.
Çünkü tartışılsa tepki geleceği çok iyi biliniyordu.

Yerel siyasetçiler ise genel siyasetteki gelişmeleri kavrayamıyor. Ne yaptıklarının, neye hizmet ettiklerinin farkında değiller. Toplumun hassasiyetlerini okumaktan aciz bir siyaset anlayışı, bugün Tarsus’ta bir okuma salonunun tabelasına yansımış durumda.

Bir de “Türk’üm” söylemleri var ki…
Sözle söylenenle geçmişte yapılanlar, sarf edilen ifadeler, verilen pozlar birbiriyle örtüşmüyor.
Toplum hafızası bu kadar zayıf değil.

Bu şehir çok şey gördü.
Ama kültür adı altında yapılan bu tür siyasi istismarlar, insanın gerçekten içini acıtıyor.

Daha çok şey söylenir.
Ama bazen susmak, yaşananların vahametini anlatmaya yeter.