Onur Balcı
|
6 Haziran 2022 Pazartesi
|
Mersin Ceride Haber
Gündem Haberleri
|
485 Okunma

Selamlar. 

Bendeniz Dilan Göknar. Nasipse inşallah bundan sonra beraber olma gayretinde olacağız ve sizlere çeşitli konularda âcizane ve naçizane fikirlerimi ve gözlemlerimi objektif olarak değerlendirmeye  ve sizlere aktarmaya çalışacağım. Bu konuda Onur Bey’e şükranlarımı sunmazsam büyük bir ayıp etmiş olurum. 

Bu haftaki konuyu ülkemize iltica etmiş olan muhacir hanımlar olsun istedim. Çünkü geçen hafta Yardımeli Derneği’ nin “Mülteci Kadın olmak” paneline katıldım. İçeriden ya da dışarıdan istila edilmiş ve mezalime uğramış olan ve direkt olarak kendisi zulme uğramış olan kadınların yaşadıklarını birebir dinledikten sonra bilhassa haberlerde ve sosyal medyada bizlerin zihnine yerleştirilen “ALIŞTIR, HİSSİZLEŞTİR VE ROBOTLAŞTIR” ideolojisine ZİHNİMİ TESLİM ETTİĞİMİ ANLADIM. Suriye, Afganistan, Arakan, Doğu Türkistan, Yemen, Filistin ve Mısır’dan yedi muhteşem kadın.  

“Suriye anlatılırken hiç ağlamam!” demiştim fakat en çok Suriye’de ağladım. Bize belki de kasıtlı olarak servis edilen ve sahillerde nargile içen, sokaklarımızda taşkınlık çıkaran ve serserilik eden birkaç kişi yüzünden kendi vatanlarında, kendi hükümetleri tarafından zulme uğramış mazlumları da aynı kefeye koyduğumu anladım. Bizim gördüklerimiz, orada yaşananların binde biri bile değildir. Kim ne kadar çok anlatırsa anlatsın zaten asla YAŞAYAN GİBİ EMPATİ VE SEMPATİ duymamız imkânsız iken biz bir de haddimiz olmadan bize sığınan insanları yargılar olmuşuz. Hapishanelerdeki kadınların, defalarca sistematik olarak gardiyanların tecavüzüne uğramaları; annelerinin bebeklerinin suratına bakıp “acaba hangisine daha çok benziyor?” diye gardiyanları izlemeleri, daha regl bile olmayan kızların yaşadıkları zorluklar, kolları, bacakları parçalanan insanlar, günlerce yemek yemeyen çocuklar… sanırım orada yaşanan sıkıntıları sabaha kadar yazabilirim. Hatta külliyat bile oluşturabiliriz. Peki biz bu işin neresindeyiz? Gerçekten korumamız gerekenleri koruyup, sesine ses olup, zalimin karşısında durabiliyor muyuz? Gerçekten Müslüman mıyız? Bunca nesepsiz çocuk ne olacak? Kul hakkı denen şey nedir? Ukrayna konusunda herkesin vicdanına dokunan mavi gözlü, sarı saçlı, beyaz tenli çocuklar çocuklarımız da bu ülkelerdeki çocuklar, çocuklarımız değil mi? Bu ikiyüzlülük nasıl, ne zaman ve neden bu kadar ulaşılamaz seviyelere çıktı? Yoksa her zaman böyle korkunçtuk da artık bir şeyleri saklamakta mı zorlanıyoruz? 

Afganistanlı kızımız konuşurken aklımda Khaled Hosseini’ nin kitapları akıp geçti. Hastaneleri bile yok eden zihniyetler. Doğu Türkistan zaten hepimizin kanayan yarasıdır. Orada sadece Müslüman ve türk olduğu için çocukları köpek maması ile besleyenler, kadınlara tecavüz edip sistematik olarak erkekleri hapsedip, öldürüp SOYKIRIM yapıyor olması ve bizlerin izliyor olması… neresinden tutarsanız tutun bizler mahkeme-i kübra’da yargılanacağız. “SİZİ ALLAH’A ŞİKAYET EDECEĞİM.” diyen körpe bebekler bizden davacı olacak. Bir avukat olarak söylemeliyim ki işimiz o mahkemede zor. Zira orada HAKİM DE SAVCI DA AVUKAT DA ALLAH ve Allah’ın terazisi asla şaşmaz. Şimdi düşünme vaktidir. Özümüze dönüp neden yaşadığımızı ve ömrümüzü nasıl geçirdiğimizi ve geçirmek istediğimizi düşünmek vaktidir. 

Şundan emin olabilirsiniz ki mülteci olan insanların ekseriyetinin tek duası ve hayali ülkesine dönmek, oraya refah ve huzur götürmek. Bizlerin de amacı ve hedefi misafirlerimizi iyi ağırlamak, onlara tebessüm etmek. Bizlerden çok beklentileri yok. Seminer esnasında içimi en yakan cümle Doğu Türkistanlı Hanımefendinin “öğle ezanında bana ülkene dönebilirsin diye haber gelse, ikindi namazını vatanımda kılarım.” cümlesi oldu. Gözyaşlarının bu cümleler, bu yaşanmışlıklar karşısında akmaması imkansız. Ara verildiği anda dışarıya çıktım ağlayarak ve toprağı öpmek istedim. Elhamdülillah ya Rabbi! Ne güzel vatan! İsteyen istediği şekilde yaşıyor. Irk, cinsiyet, inanç, renk ayrımı yapılmayan bir ülkedeyiz. Sen bizi muvaffak et. Sen bizleri zalimlerden etme.  

Sizlerden ricam şudur, sokaklarda gezen mültecileri gördüğünüz zaman ya da mülteci bir komşunuz olduğunuz zaman ne olur yüzünüzü ekşitmeden tebessüm edin. Merhamet edin ki merhamet göresiniz. Rasulullah’ın (sav) buyurduğu gibi “ KOLAYLAŞTIRINIZ, ZORLAŞTIRMAYINIZ; SEVDİRİNİZ, NEFRET ETTİRMEYİNİZ.”  

Huzur, mutluluk, bereket, sağlık ve dua bizlerle olsun.  Mart 2022